2 Ekim 2022 Pazar

Sol ittifaklaşmalar ve hegemonya mücadelesi

Emekçi sol hareket, iki burjuva egemen kliğin tüm vasatını ve sürecini belirlediği bir hegemonya mücadelesini kabul edemez ve kayıtsız kalamaz. AKP-MHP faşist blokuyla Millet İttifakı arasında seçimlerle çözülecek bir siyasal iktidar değişimi ve beklentisiyle konumlanan her siyasi özne egemen sınıf siyasetine yedeklenir ve bağımsız politik varlık olma hakkını yitirir. Emekçi sol hareketteki ittifaklaşma ve cephelerin birbirinden ayrışma, kendilerini birbiri karşısında ideo-politik bakımdan tanımlama ve bağımsızlaşmalarından önce, iki burjuva egemen bloka karşı açık ve cepheden konumlanmaları gerekiyor.

Emekçi sol hareketimiz yeni bir 'birleşik mücadele düzeni' alıyor. Sınıf mücadelesinin gelişme dinamiklerini ve akış yönlerini imleyen siyasal ittifaklaşma dizilimleri dolaysız biçimde yeni bir siyasal konjonktüre geçildiğini gösteriyor. Önümüzdeki siyasal dönemin bir seçim dönemi olarak karakter kazandığını söylemeye bile gerek yok. Emekçi sol hareketimiz içinde peş peşe ilan edilen iki ittifak bu yeni siyasal döneme bir hazırlık ve girişi ifade ediyor. Seçim konjonktürü karakteriyle önümüze açılan sürecin can alıcı taktik sorunu ise hiç kuşkusuz siyasal hegemonya sorunudur.

Emekçi sol hareketimizde Sosyalist Güç Birliği ile Emek ve Özgürlük İttifakı adlarıyla ortaya çıkan ittifaklaşmaların ilkin kendilerinin de birer hegemonya araçları olduğunu kaydetmek gerekiyor. Çünkü her iki ittifaklaşma da işçi sınıfı ve ezilenleri siyasal bakımdan etkilemek ve saflaştırmak için ayrı duran güçleri ortak siyasi hedeflerde birleştiriyor. Siyasal güç ve cepheleşmeyle istedikleri pratik-politik sonuçları elde etmek istiyor.

Sınıflar mücadelesinde siyasal durumu anlama ve yanıtlamanın taktik ve stratejik biçimi olarak varlık kazanan ittifaklar, güç birlikleri, cepheleşmeler emekçi sol hareketimizin bir gerçeğidir. Geçmişte çok sayıda başarılı ve başarısız örneği olduğu gibi, günümüzde de çeşitli stratejik ve taktik güç birlikleri veya cepheleşmeler varlık hakkı kazanıyor ve siyasal mücadelenin bir enstrümanı olarak işlevini oynuyor. Son on yıllık yakın dönemde emekçi sol hareketimizde ortaya çıkan HDK ve kongre partisi HDP, Haziran Hareketi, BMG bu olgunun en önemli ve değişik düzlemleri de kapsayan siyasal varlık biçimlerini temsil ediyor. Stratejik cepheleşme düzeyine varıp kurumsallaşan güç birlikleri ve ittifak gerçekliğinin yanı sıra, kalıcı olamayan dönemsel güç ve eylem birlikleri de emekçi sol hareketimizin bir gerçeğidir.

Bugün emekçi sol hareketimizde HDK, HDP, BMG, Sosyalist Güç Birliği, Emek ve Özgürlük İttifakı isimleriyle karşımıza çıkan siyasal güç birliklerinin taktik ve stratejik nitelikleriyle birbirinden ayrıştırılması kuşkusuz önemlidir. Fakat daha önemli ve tayin edici olan bu birleşik mücadele araçlarının politik islamcı faşist şeflik rejimine karşı yoksul halklarımızı, işçi sınıfı ve ezilenleri siyasal bakımdan saflaştırabilme ve bir emekçi sol hegemonya çemberi kurabilme kapasitesidir. İşçi sınıfı ve ezilenleri siyasal bir ordu olarak hazırlama başarısı, gücü ve işlevidir. Buradan ele alındığında emekçi sol hareketimizin ana politik gövdesiyle kurulu düzenin ve egemen siyaset güçlerinin iki blokuna karşı üçüncü bir cephe olarak sol ve devrimci hegemonya alanını ve kutbunu oluşturduğunu söylemeliyiz. Ancak bunun kuvveden fiile yükselmesi ve halklarımız açısından gerçek ve anlamlı bir siyasal çekim merkezi olarak vücut bulması şarttır. Emekçi sol hareketimiz ancak ve yalnızca üçüncü cephe olarak işçi sınıfı ve ezilenlere emekçi-halkçı bir seçenek sunarak siyasal hegemonyasını geliştirebilir.

Sosyalist Güç Birliği ile Emek ve Özgürlük İttifakı biçiminde dizilen ve saflaşan tüm politik öznelerin önümüzdeki dönemde karşı karşıya olduğu temel görev, işbirlikçi Türk egemen sınıflarının Cumhur İttifakı ile Millet İttifakında cisimleşen burjuva siyasal bloklarına karşı yürütülecek siyasal hegemonya mücadelesidir. Halihazırda politik islamcı faşist şeflik rejimi koşullarında AKP-MHP faşist bloku ve restorasyoncu Millet İttifakı arasında süregelen ve kızışarak ivmelenen bir hegemonya mücadelesi bütün boyut ve araçlarıyla sürmektedir. İşbirlikçi egemen sınıfların her iki bloku da işçi sınıfı ve ezilenleri kendi siyasal hegemonya alanına çekmek ve programlarına kazanmak için tüm güç ve siyasal kapasitelerini seferber etmektedirler. Bu bağlamda kapsamlı ve çok yönlü bir burjuva hegemonya mücadelesinin amansızca ve kesintisiz biçimde sürdüğünü görebiliriz. Hegemonya mücadelesinde AKP-MHP faşist iktidar bloku baskı ve zor araçlarını faşist propaganda, demagoji ve rıza üretme araçlarıyla birlikte yoğunca kullanıyor. Faşist iktidar bloku emekçi solu baskı ve şiddet yoluyla ezme, dağıtma ve sindirerek etkisiz kılma stratejisi yürütüyor. Emekçi sol hareketin birleşik cepheleşmesini berhava etmek ve karşı hegemonya kurmasını önlemek için her yolu ve aracı kullanıyor. Son yedi yıldır kesintisizce HDP ve devrimci harekete karşı yürütülen faşist soykırım politikaları bu gerçekliği somutluyor. Tasfiyeci bir amaçla yürütülen faşist topyekun saldırılar emekçi sol hareketi etkisiz ve kontrol edilebilir bir siyaset sınırında tutmayı ve marjinalleştirmeyi hedefliyor. Emekçi solu düzeniçi iddiasız ve özgüvensiz bir muhalefet gücüne dönüştürmeyi amaçlıyor.

Burjuva restorasyoncu Millet İttifakı da emekçi sol harekete karşı bir hegemonya mücadelesi yürütüyor. Millet İttifakı'nın hegemonya mücadelesi emekçi sol hareket de dahil olmak üzere tüm muhalefet güçleri yedeklemeyi ve bu yolla büyük kitlelerin siyasal desteğini arkalamayı amaçlıyor. Her iki egemen sınıf blokunun kitleler karşısında birbirini yıpratma ve zayıflatma pratikleri bu çoklu hegemonya mücadelesinin diğer bir boyutunu oluşturmaktadır. Faşist şeflik rejiminin kontrgerilla örgütlenmesinde yer alan mafyacı ve halk düşmanı Sedat Peker'in iktidar blokundan koparak karşı safa geçmesinden sonra burjuva hegemonya mücadelesi yeni bir düzey kazanmış bulunuyor.

Gelinen aşamada Millet İttifakı'yla açıktan işbirliği yapan Sedat Peker faşist şeflik rejimine karşı emekçi ve yoksul halklarımızın hoşnutsuzluğunu restorasyoncu kampı örgütlüyor. Yeni burjuva iktidar seçeneğine destek güç taşıyor. Kumandasını CHP'nin tuttuğu Millet İttifakı emekçi sol hareketin üçüncü bir cephe ve emekçi-halkçı seçenek olarak gelişmesini ve gerçek bir siyasal hegemonya gücü ve toplumsal ağırlık merkezi olmasını istemiyor. AKP-MHP faşist bloku için olduğu kadar Millet İttifakı için de yoksul emekçi halklarımızın büyük desteğini kazanmış emekçi solun birleşik cephesi en büyük sorun ve siyasal tehdittir. Emekçi solun geniş gövdeli cepheleşmesi CHP ve bağlaşıkları için kritik bir iktidar ve hegemonya sorunudur. CHP yerel seçimlerdeki gibi emekçi solu kendine ve Millet İttifakı'na açık ve örtük, dolaylı ve dolaysız biçimlerde yedeklemek istiyor.

Emekçi sol hareket, iki burjuva egemen kliğin tüm vasatını ve sürecini belirlediği bir hegemonya mücadelesini kabul edemez ve kayıtsız kalamaz. AKP-MHP faşist blokuyla Millet İttifakı arasında seçimlerle çözülecek bir siyasal iktidar değişimi ve beklentisiyle konumlanan her siyasi özne egemen sınıf siyasetine yedeklenir ve bağımsız politik varlık olma hakkını yitirir. Emekçi sol hareketteki ittifaklaşma ve cephelerin birbirinden ayrışma, kendilerini birbiri karşısında ideo-politik bakımdan tanımlama ve bağımsızlaşmalarından önce, iki burjuva egemen bloka karşı açık ve cepheden konumlanmaları gerekiyor. Burjuva kliklerden ideo-politik bağımsızlaşma ve hasım mesafelenmesiyle sol güç birlikleri kurulmalıdır.

Devrimci ayıracımız burjuva sınıf siyasetinden ve egemen ideolojisinden kopuşma ekseni üzerine yükselmelidir. Bu bağlamda Sosyalist Güç Birliği'nin AKP-MHP faşist kliğinin iktidardan seçimlerle düşürülmesi stratejisinde CHP'ye ve Millet İttifakı'na destek verme yönelimi ve perspektifi tarihsel bir hata olacaktır. Laik-islamcı karşıtlığı ekseninde siyasal strateji kurmak ve restorasyoncu bloka taktik desteğe açık olduğunu ilan etmek düpedüz ideolojik bir zaafı ve politik iddiasızlığı kanıtlıyor. Millet İttifakını şimdiden iktidar görüp Sosyalist Güç Birliğini 'devrimci muhalefet' konumuna yerleştiren siyasi aklın ve duyunun emekçilerin devrimci ve sosyalist iktidarı ufkundan ve bilincinden vazgeçtiğinin ilanıdır bu. Kelimenin gerçek anlamıyla düzeniçiliktir.

Emekçi sol hareket, Emek ve Özgürlük İttifakı, HDP, BMG ve Sosyalist Güç Birliği gibi değişik ittifaklaşma düzey ve biçimleriyle işbirlikçi egemen sınıflarının iki blokuna karşı siyasal hegemonya mücadelesini esas almalıdırlar.

HDP 'anahtar parti' lafları ve rahatlığıyla işçi sınıfı ve ezilenleri politik islamcı şeflik rejimine karşı cepheleştirme ve siyasal hegemonya mücadelesini eylemli biçimde büyütme iddiasından bir an geri duramaz. AKP-MHP'ye kaybettirme taktik esnekliği adına Millet İttifakı'nı destekleme hatasına düşmemelidir. BMG süregiden çoklu hegemonya mücadelesinde ideo-politik odak olarak emekçi sol hareketteki ittifaklaşmanın ideo-politik doğrultusunu kurmada etkin olmalıdır. Sol ittifak güç ve odaklarının tümü sırtını gelişen kitle mücadelelerine, gün geçtikçe büyüyen yoksul halklarımızın öfkesine ve gücüne yaslamalıdır.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 2 Eylül tarihli 78. sayı başyazısı.